Üst Alt
  • Cevap yazabilmek için lütfen kayıt olun ya da giriş yapın. Foruma giriş yaparak veya kayıt olarak tüm özelliklere erişebilirsiniz.

Üye Günlüğü 🍀

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan ngm
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Üye Günlüğü 🍀
Önümüz bayram, çocuklarınıza bayram adabını, misafire nasıl davranması gerektiğini lütfen öğretin.

“Biz ona müdahale etmiyoruz” diyerek, lütfen o çocukları kültürümüzden, geleneklerimizden ve değerlerimizden uzak yetiştirmeyin.


Bunu yaparken de mahremiyetine özen göstermeyi unutmayın.

Çocuk öpmek istemeyebilir ama misafirlere “hoş geldiniz” demek zorunda. :)

Sarılmak, temas etmek istemeyebilir ama kendisine sorulan sorulara nezaketle cevap vermek zorunda. :)

Çocuğumuzun kişiliğine saygı göstermek ayrı, ama onu kültür ve geleneklerimize uygun bir şekilde yetiştirmek apayrı ve çok kıymetlidir. :)
 
Son düzenleme:
İhtiyaçlarını başkasına yaslamadan
karşılayabilen biri, kimseye muhtaç değildir.
Bu yüzden hayatına girecek olan kişi
bir boşluğu doldurmak için değil,
bir değere değer katmak için gelmelidir.

Onun dünyasında yer bulmak kolay değildir. Çünkü kapılar, sözlere değil; karaktere açılır.
Geçici hevesler, yüzeysel ilgiler ya da
sıradan yakınlıklar o eşiği geçemez.
Oraya ancak ahlakıyla iz bırakan,
duruşuyla güven veren biri girebilir.

Çünkü bazı insanlar yalnızlığı
bir eksiklik değil, bir ölçü hâline getirmiştir.
Kimseye ihtiyaç duymadan yaşayabildiği için değil; kendine saygısından, hayatına girecek olanı özenle seçtiği için.. 𝓥𝓓
 
Son düzenleme:
Sosyal çürüme, bir toplumun bir anda yıkılması değil; yavaş yavaş içten aşınmasıdır. Gürültüsü yoktur ama etkisi derindir. Önce dil değişir, sonra değerler; en son da insanlar birbirine yabancılaşır.

İnsanın insana güveni azaldığında, en büyük kayıp başlar. Çünkü toplum dediğimiz yapı, görünmeyen bağlarla ayakta durur. Saygı, merhamet, ahlâk, adalet… Bunlar zayıfladıkça, dışarıdan her şey yerli yerinde görünse bile içeride büyük bir boşluk oluşur.

Sosyal çürümenin en belirgin işareti, yanlışın normalleşmesidir. Haksızlık karşısında susmak, yalanı “alışılmış” görmek, çıkarı hakikatin önüne koymak… Bunlar küçük kırılmalar gibi görünür ama zamanla bir toplumun omurgasını çökertebilir.

Oysa çürümenin panzehiri yine insanın kendisidir. Her birey kendi içindeki doğruyu koruduğu sürece, en karanlık zamanlarda bile bir ışık kalır. Çünkü toplum, kalabalıklardan değil; vicdanını kaybetmemiş insanlardan güç alır.
𝓥𝓓
 
Son düzenleme:
Bazı insanlar vardır; var olmakla yetinmez, sürekli görünmek ister. Her cümlesi bir sahne, her davranışı küçük bir gösteri gibidir. Bu hâl, zamanla bir varoluş biçimine dönüşür: Kendini hissettirmek değil, kendini dayatmak.

Böyle insanlara karşı duyulan rahatsızlık aslında yüzeydeki bir kapris değil; derinde bir hakikat duygusunun tepkisidir. Çünkü insan, doğallığı sezgisel olarak tanır. Abartı, eninde sonunda kendini ele verir. Sürekli kendini öne süren biri, çoğu zaman içindeki boşluğu perdelemeye çalışıyordur.

Gösteriş, sessizliğe tahammül edemeyen ruhların gürültüsüdür. Oysa gerçekten derin olan, kendini anlatmak için çırpınmaz. Varlığıyla hissedilir, zorlamaz. Bir çiçeğin “bak bana” diye bağırmasına gerek yoktur; kokusu zaten yolunu bulur.

İnsanı yoran da tam olarak bu zorlama hâlidir. Doğal olanın dinginliğine alışmış bir kalp, yapay olanın keskinliğinde huzur bulamaz. Bu yüzden bazı insanlara duyulan iritasyon, aslında bir mesafe koyma ihtiyacıdır. Gürültüden uzaklaşıp hakikate yaklaşma isteği.

Belki de yapılması gereken, onları değiştirmeye çalışmak değil; kendi sadeliğini korumaktır. Çünkü gösteriş çoğaldıkça, sade olan daha kıymetli hâle gelir. Ve insan, en çok da sahici olanın yanında dinlenir. 𝓥𝓓
 
Son düzenleme:
Gösteriş, sessizliğe tahammül edemeyen ruhların gürültüsüdür.. Kalemine sağlık canım.
 
  • Beğendim
Tepkiler: ngm
kalemine sağlık @ngm
 
Ölüm, bir insanın hayatından çok daha fazlasını alır; geride kalanların içinden bir parçayı sessizce söküp götürür.

Gidenin yokluğu, bir boşluk değil, her an hissedilen görünmez bir ağırlık olur. İnsan en çok da alışkanlıkların içinde fark eder eksilmeyi; bir sesin artık duyulmamasında, bir ismin dilin ucuna gelip susmasında…

Acı, ilk zamanlar keskindir. Zaman geçtikçe hafifleyeceği söylenir ama aslında şekil değiştirir. İlk günlerde yakar, sonra sızlar.

Bir gün hiç beklenmedik bir anda, bir kokuya, bir söze, bir hatıraya tutunup yeniden büyür. İnsan anlar ki ölüm, sadece bir vedadan ibaret değildir; aynı zamanda sürekli hatırlamanın yüküdür.

Fakat bu yük, zamanla başka bir şeye de dönüşür. Gidenin bıraktığı izler, insanın içinde sessiz bir öğretmene döner.
Sabretmeyi, kıymet bilmeyi, geç kalmamayı fısıldar.

Ölüm acısı, insanı eksiltirken bir yandan da derinleştirir. Ve belki de en çok bu yüzden; ölüm, bitişten çok, insanın içinde uzun süren bir devam ediştir. 𝓥
 
Son düzenleme:
biz ölüm ölüm nedir gülümden öteye gidemediğimiz için çok çahil kalmışız, çok güzel bir yazı olmuş maşallah eline sağlık


tşk 🌹
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı kanunun 8. maddesi ve T.C.K'nın 125. maddesine göre; ircforumlari.gen.tr olan forum sitemize eklenen içeriklerden, içeriği ekleyen kullanıcı sorumludur. Kullanıcı bazlı herhangi bir telif hakkından ircforumlari.gen.tr sitesi ve site yetkilileri sorumlu değildir. Telif hakkı kapsamında bulunan içerikler ile ilgili hukuksal bildirimleriniz için buradan iletişime geçebilirsiniz. ircforumlari.gen.tr yönetimi size en geç 48 saat içerisinde dönüş yapacaktır.
Geri